7 Şubat 2014 Cuma

çok özlemişiz de

ensende hisset diye
rüzgarlar yapıyorum yaprak çıtırtılarından
kırmızılar biriktiriyorum dudaklarına
aşk kumbaralarında .
ellerin için bahaneler uyduruyorum;
ayakkabılarımı baglamayı geç ögrendigimdendi
evet bundandı ellerine geç kalışım .
gözlerin için çocukları güldürüyorum
yanaklarını sıkıyorum
elma şekerleri topluyorum sokaklardan .
bulutlar yağmuru süzdürüyor tenine
hiç gitmiyor özlemek
hiç gitmiyor .

30 Ocak 2014 Perşembe

havalardan konuştuk

hava sıkılmaya başlamıştı seni ilk gördüğümde. 
kar arifesiydi, yaprakların dökülmekten sıkılıp toplanıp ağlaştıkları mevsimlerdendi. 
kahkül bırakmaya karar vermişti sokaklar.
zamansızdı gözlerinin, gözlerime dokunuşu. zamansızlığındandı güzelliğin.
bulutlar mayalanıp uykuya dalmıştı, yağmur olmak için. yağmur olup zamanı hızlı akıtmak için.
yağmur yağdığında zaman akıyordu sokaklardan. sonra, sonra herşey
seni bana beni sana getirmek için var gücüyle çalıştı. 
hızlı aktı zaman. anneler televizyon dantellerinden vazgeçti, modernleşti. 
çocuklar elma şekerlerinden vazgeçmediler ama
misket oynamıyorlardı mesela artık. 
sen şehir şehir büyütürken çocukluğunu,
ben bir şehre mıhlanmış bekliyordum artık büyütmeden yokluğunu.
taso yoktu, misket yoktu artık. 
belki de sırf bu yüzden hiç bir kavuşma benzemeyecekti
bizim kavuşmalarımıza.
hava sıkılmaktan hiç bu kadar sıkılmayacaktı ve biz

hava daha da sıkılsın diye gülecektik, güldükçe, gülerek kavuşacaktık birbirimize.

12 Ocak 2014 Pazar

olur mu o zaman?

Yüzümüzdeki mazeretleri bıraksak bir kenara.
Aklımızdaki masumiyetlerle sevişsek.
Şafak vakti sen yorulsan.
Aşkımızı iç eden medeniyetlerle döğüşsek.
Güneşi doğursa akşamcı bir makinist.
Sen varsan alkole de hacet yok.
Belki bir şişe şarap ve biraz da opioid antagonist.
Kahvaltı da hazırlarım sana akşam olunca.

Olur mu o zaman?


Siyasi bir parti kursak seninle Avrupa menşeili.
Evcilik ve fraksiyonculuk oynasak çocuklarımız büyürken.
Sen bir dakikalık sevgi duruşlarımızda kapatma gözlerini.
Ben biraz ekmek ve peynir de getiririm eve gelirken.

Hem bak,
Bütün bunlar bir yana;
Güzel şiir de yazarım ben sana.

Sen oluruna olmaz dersen,

Olan olmuş

Olur mu ozaman?

6 Ocak 2014 Pazartesi

sonsuz bekleyis

ne diyorum biliyo musun? hani uzaklasmak istersin sayfaların arasından, uzaklastırma cezasız
denizlerin kıpırtısına.. o kıpırtılar yetmediginde gözlerini gökyüzüne dikmek istersin dalgaların icinden.
ve gökyüzünün tükenmeye basladıgını hissettiginde cocukca bir telasla uzaklasırsın yine cocuklugundan.
ne diyorum biliyo musun? korkuyorum. bakmana korkuyorum. o bakısların üstüme degdigi anda
herseyin baslayacagını ve sana bakma korkumu yitirecegimden korkuyorum.
üsüyorum.
insanlar acılarla büyür de, hayaller kırıla kırıla adam olur mu sence?
al götür beni buralardan, bir martının denize düsme süresince.. denize uzanıp, gökyüzünü seyredelim
ve gökyüzünü kirletelim biraz sigarayla.. telassız.


19 Eylül 2013 Perşembe

medcezir

bigün biri gelir
tüm pasını siler hayatın..
silkelenirsin, perdelerin değişir..
yosunlarından arınırsın .
bi süre oturur öylece, izler
neleri değiştirdiğini bilmeden gülümser..
masayı tozlu köşesinden alır;pencere önüne koyar
en güneşlisinden..
yatağını alır orta yere,
duvarlarla değil benimle uyu dercesine..
o gelir..
damlayan musluk susar,
bayat ekmek buğulanır,
kitaplar gülümser rafta..
ve
sonra gider,
beklediğin gibi..
silip götürdüğü tüm pasa bir zincir de o ekler..
kutuda ekmek,kavanozda çay çoğaldıkça
o azalır..
her adımında sararır perdeler
masa ardından bakar..
bi başına kalır yatağın,ortada..
seni bekleyen yalnızlığın gibi
sönmek üzere olan bi yıldızdan çıkıp gelen
yalnızlığın gibi..
sarar seni ekmeğin son buğusu .

14 Ağustos 2013 Çarşamba

konstantinos kavafis

Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim, dedin
bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede.
Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma-
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.