30 Ocak 2014 Perşembe

havalardan konuştuk

hava sıkılmaya başlamıştı seni ilk gördüğümde. 
kar arifesiydi, yaprakların dökülmekten sıkılıp toplanıp ağlaştıkları mevsimlerdendi. 
kahkül bırakmaya karar vermişti sokaklar.
zamansızdı gözlerinin, gözlerime dokunuşu. zamansızlığındandı güzelliğin.
bulutlar mayalanıp uykuya dalmıştı, yağmur olmak için. yağmur olup zamanı hızlı akıtmak için.
yağmur yağdığında zaman akıyordu sokaklardan. sonra, sonra herşey
seni bana beni sana getirmek için var gücüyle çalıştı. 
hızlı aktı zaman. anneler televizyon dantellerinden vazgeçti, modernleşti. 
çocuklar elma şekerlerinden vazgeçmediler ama
misket oynamıyorlardı mesela artık. 
sen şehir şehir büyütürken çocukluğunu,
ben bir şehre mıhlanmış bekliyordum artık büyütmeden yokluğunu.
taso yoktu, misket yoktu artık. 
belki de sırf bu yüzden hiç bir kavuşma benzemeyecekti
bizim kavuşmalarımıza.
hava sıkılmaktan hiç bu kadar sıkılmayacaktı ve biz

hava daha da sıkılsın diye gülecektik, güldükçe, gülerek kavuşacaktık birbirimize.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder